Sözlerin büyülü, cümlelerinse sihir olduğunu anlayalı çok olmuştu. Aslında alın yazısını kendisi mi yazıyor insanın bunu düşünmeden edemiyorum. Yıllar geçip yaş aldıkça anlıyorum ki dilimden çıkan her şeyi yaşarken buluyorum kendimi. Manifestler, ritüeller, hıdrellezde çizilen dilekler. Bu sene doğum günümde bile dilek dilemeyen bana kalbimden geçen her şeyin gerçek olması şokunu yaşatıyor hayat. Bir de yanında ayrılık acısını koyuyor yüreğime. Kelimeler boğazımda düğümleniyor ve gözyaşlarımın akmasını isterken bir yandan da ağlayamamanın ağırlığını hissediyorum içimde. Bir haftada iki tayin şoku ve bir de aşkı hayatıma sokan hayata nasıl bir teşekkürle birlikte ne demeliyim bilmiyorum. Benim sevdalarım hep böyle yollarda mı olacak diye korkardım. Benim sevdalarım hep sılayla taçlanır daha çok yüreğime işler. Ah sevdam . Kara gözlü goncam. Ayrılık,aman ayrılık. Bu sefer şehirler değil ülkeler koydu aramıza. Önce başka bir şehir heycanı sardı yüreğimi sonra da başka bir ülkeye göç etme telaşı. 3 ay sonra bambaşka bir ülkede yaşamak, başka bir kültürü tanımak bambaşka dillerde iletişim kuracağım bir yaşam var önümde. Beni ne bekliyor bilmiyorum. Her haberle gelen bir müjde var ya bu hem dünyada en çok istediğim şeyken bir anda yüreğime oturan bu filin anlamı nedir? Ah benim gözü kara, yolu sıla sevdam. Yollarımız kesişir mi dersin yeniden? Kalplerimiz o kadar dayanır mı bu hasrete ve özleme ne dersin. Yollarımız ayrı olsa da kalplerimiz bir olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder