21 Mayıs 2025 Çarşamba

Aşktan vazgeçilir mi?

 

Zamanın o boşluk hissi verdiği garip bir ruh halindeyim. Tam tamam dediğimiz anda olan o garip iki ucu renkli değnek örneği geliyor aklıma. Neden acaba diye soruyoruz neden? Her şeyi bu kadar karmaşık hale getirmek nasıl da kolay aslında. Halbuki çok mu lazımdı yani şimdi diyorum. Bu kadar kafa karışıklığı neden? Dümdüz sevmek neden kimsenin işine gelmiyor acaba?

İlişkiler mi sorun yoksa aslında biz insanlar olarak mı bilinmeyeni daha çok istiyoruz. Etrafımızda bize tapan insanlar varken neden bilinmeze çekiliyoruz her defasında? Neden özlediğimiz sadece kavuşamadığımız oluyor? Peki, kavuşunca ne olacak merakı değil mi zaten ilişkilerdeki o tutku? Bugün evli, huzurlu ve çocuklu bir arkadaşımla uzun uzun dertleştim. Dedi ki bekarlık çok güzel neden diye sordum yarenin olması her zaman yanında biri olması seni mutlu etmiyor mu? Bir çok evliliğe göre ideal denebilecek bir hayatımız var ama bişeyler eksik dedi. Nedir diye sordum arzu yok dedi. Bir şeylerin büyüsü mü kaçıyordu aslında bir imza karşılığında özgürlüğümüzden olunca? Aslında o noktaya arzularımız sayesinde gelip orada bir şeylerden artık vaz mı geçiyoruz? Ya da üstümüze oturtulan o ideal kadın erkek anne baba rolleri yüzünden gerçek kimliğimizi mi bırakıyoruz. İmza olunca iş ciddi bir iş anlaşması gibi mi yaklaşılıyor evliliğe? Hayatımız hep bilmediğimiz o dünyayı keşfetme arzusuyla dolup taşıyor. Bekarlar için evlilik, evliler için bekarlık. Tek başına yaşayanlar için bir yaren, komün halinde yaşayanlar ise yalnızlık. Hep bir ikilemde değil miyiz? Halbuki anı yaşa felsefesi var ya akışta olmak bu demek demekki. Ben hala yapamıyorum. Yaptığımı sandığım her an aklımın küçük köşelerinde planlar yapar dururmuşum bugün artık stresten hasta olunca anladım. Olanı olduğu gibi kabul etmek, olmayanı serbest bırakmak en önemlisi. Bir de merakımıza yenilmeyeceğiz. Aşk olunca nasıl merak etmeyeceksin ki zaten. Olayın özü o değil mi? Nasıl severim, nasıl sever, nasıl yemek yer, nasıl uyur, nasıl dondurma yer, nasıl varolur bu hayatta? Nasıl sarılıp nasıl dokunur? Bütün bilinmeyenleriyle yine bir aşkımın daha sonuna geldim galiba. Vazgeçişler, vazgeçemeyişler, en ufak bir heyecanda parıldamalar, yüreğin yine 17 yaşına dönmesi aldığın her yaşın aslında unutulması dünyaya pembiş gözlüklerle bakmak, nefesinin kesilmesi sadece onu görme isteği… Nasıl vazgeilir bilmiyorum ama aşka ramak kala bunu da çözdük sanırım. Darısı diğer aşklarımın başına. Neyse napalım bi randevuya çıkacaktık sonu evde çay demleyip yazı yazmakla son buldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder