Hayat her daim bir devinim halinde devam etmektedir. Günümüz koşullarını düşününce aslında doğru bildiğimiz her şeyin alt üst olduğu acı bir deneyim yaşıyoruz. Bazı yazarlara ve düşünürlere göre ise 21. yüzyılın başlangıcı olarak Covid-19’u sayabiliriz. Peki, bundan sonra ne olacak?
Birçok varsayım bundan sonra dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde. Peki eskiden neydi şimdi olması gereken şey ne? Doğaya her zaman en cani ve en acımasızca zarar veren insanoğlu daha geleneksel ve çevreci bir yaşamı tercih edebilecek mi?
Kendimizi 21. yy ‘ın ortalarına ilerlerken birden evlerinden çıkamayan, 1 litre kolonya peşinde koşan eskilerin bütün hijyen kurallarını yeniden uygulayan hallerimizde bulduk. Kolonya kokusunu bayramdan bayrama hatırlayan bizler, aslında babalarımızın traş olduktan sonra yüzüne limon kolonyası sürdüğünü unutmuşuz. Benim dedemlerde mesela tütün kolonyası olurdu ve ben bayılırdım. Saçlarıma dökerdim. Konumuza geri dönersek, arap sabunu ve sirke ile temizlik yapmayı hatırladık.
Geleneksel yaşayış tarzımız belki de tarihimizde milletçe yaşadığımız deneyimler bizi bundan 40 yıl önceye hemen geri götürdü. Sokağa çıkma yasağı çoğumuzun bu yy’da göremeyeceği ama yakınlarının anılarından dolayı yaşamış kadar bildiği bir olay. Bizim neslimiz ekmek yapma kısmında takılı kalsa da bence güzel ve bilinçli bir şekilde bu işi götürüyor.
Peki, moda bu işin neresinde kalıyor? Moda tüketimi benim alanım olan giyim ürünlerinde her yıl sonbahar-kış, ilkbahar-yaz ve prefall olmak üzere 4 koleksiyon çıkarıyor. Instagram ve bir çok sosyal mecra hayatımızın tam ortasında yer alıyor. Hemen hepimiz bu sezonları önce internet alışveriş sitelerinden sonra da avm koridorlarından takip ediyoruz. Kaçırdığımız bir model olmasın diye garanti olarak da alarm zilleri kuruyoruz ki bildirim gelsin. Bu kadar kalabalık, bu kadar hızlı ve yoğun değişen bir karadüzenin ortasında kaybolmuş gibiyiz. Bilmem ne markasının bilmem ne modelinin olmayan bedenini ülkenin bir ucundaki mağazadan getirtmeye çalışırken aslında gördük ki işler sandığımız gibi değilmiş.Olması gerekense kesinlikle sürdürülebilirlikmiş. Geçici olarak hayatımıza giren moda döngüsü bize evde giydiğimiz dizleri çıkmış eşofman rahatlığını vermedi. Plastik terlikler ‘crocs’ marka olduğunda hayat kalitemizden bir şey değişmedi. Binlerce para vererek aldığımız Dior elbiselerinin üretildiği fabrikada şu an tek kullanımlık maske üretildiğini görünce hepimizin dünya algısı değişmeliydi. Chanel, Prada, Valentino ve dahası… Ülkemizde LCW, Kiğılı, De Facto da örnekleri verilebilir.
Farklı sofralarda otursak da insanlık artık hayat döngüsünün bir parçası olduğunu, doğal hayatta bir lüksünün olmadığını benimsemek zorunda. Üzerine bastığımız toprak, kokladığımız çiçek, başını okşadığımız kedi bizden eksik ya da fazla değil. Kendimiz için gösterdiğimiz öngörü, tedbir, güvenlik ve özveriyi onlar için de göstermek zorundayız.
Kim ne derse desin artık moda eski moda değil. Dünyanın eski dünya olmadığı gibi.
Püsküllü belalardan uzak, maskesiz günlere yakınlıklar dilerim.

Güzel dilekleriniz için teşekkür eder basarilarinizin devamını dilerim.yakinda tekrar saglikli gunlerde görüşmek uzere hocam.sevgiyle kalın...
YanıtlaSilUmarım her şey çok yakında düzelecek 😍
Sil