27 Ekim 2022 Perşembe

Issız Ada

 

 Bilmek bazen çok yıkıcı bir hikaye olabiliyor. Biliyorsun nerde yüreğin yaralanacak yada canın yanacak. O hikayeyi çok net okuyorsun. Başını sonunu bilirken gitmek, inadına gitmek en büyük talihsizlik çoğu zaman. Ama insan nefsi durur mu? Yıkacak, dökecek, acıyacak, parçalayacak ve en sonunda kendini yaralayacak. Kalp kolay mı büyüyor? Niye bu kadar acımasız ve vicdansız oluyor insan konu kendisi olunca.

  Sılanın bir şarkısı var adı çocuk. Bir sözü var ki yüreği dağlar. Esas korktuğum şey içimdeki çocuk, kırarsam kalbini nerdeysem gel vur beni. İçimizdeki o çocuğu ne zaman unuttuk peki?

  Hayatın hep bir köşesinden mutsuz olsa da gülsek diyen insanlara ne zaman inanmaya başladık biz?

İnsanlar garip varlıklar. Ne istediğini bilmeyen, elindeki yitirmek için her şeyi yapan sonra da her gece yattığında yatağın soğukluğunda pişmanlık gözyaşları döken. Herkes geçiyor aynı yollardan ancak bu kadar kolay olmamalı bazı şeyler. Aşk garip bir duygu elindekiyle yetinmeyen yıpratan, yoran, katleden. Kaç kere aşık olur insan? Eskiden sadece bir derdim. Peki, aşkın hangi hali insana mutluluk veriyor? Ben hiç görmedim.

 Bir devir mutluyduk elbet. Mutluluk bir ilaçsa aldık, yuttuk etkisini gösterdi peki niye bitti? Niye pervasızca yaktı geçti sevda dedikleri. Hani sevgi en büyük güçtü? Hani sevgi en büyük ilaçtı yoksun kalplere. Kimse cevabını bilmiyor bunların. Yazıktır.

 Ve gecenin sonunda yine sıla, Issız ada. Dinletin.

Gel benim kor zincirim ,sarın dolan canıma, sensiz ben hiç kimseyim yapayalnız ıssız ada….

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder