Feslere takılan püskül oldu başa bela, püsküle bela olmaya geldi bu deva...
29 Ekim 2018 Pazartesi
Halk Eğitim Merkezinde Öğretmen Olmak 1
Öncelikle hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Daha nice 95 yıllar görmek umuduyla yazıma başlamak istiyorum. Özellikle biz Cumhuriyet kadınları olarak bu bayramın önemi bizim için çok büyük. Rabbim başta Atatürk olmak üzere bütün Cumhuriyet şehitlerine ve vatanımda her gün düşmana sehit üşen evlatlarımıza rahmet eğlesin. Biz yastığa başımızı rahat koyalım diye gecesi gündüzü olmayan bu evlatlarımıza önce Rabbim sabır sonra da sağlık ,sıhhat nasip etsin diyerek sözlerime geçiyorum.
Öncelikle internette arama yaptığımda bu konuyla ilgili büyük bir eksiklik olduğunu gördüm. Ben de artık 2.yılıma girmiş bir halk eğitim öğretmeni olarak sizlerle kendi deneyimlerimi paylaşabilirim diye düşündüm naçizane. Özellikle eylül ayının başında eş durumu ya da yeni atama olarak halk eğitim merkezine gide öğretmenlerim bir çok soru işareti ile okullarına gidiyorlar. Çünkü normal liselerdeki gibi sizi bekleyen hazır bir öğrenci grubu ya da atölye olmayabiliyor. Bu da özellikle sözleşmeli olarak atanan arkadaşlarım için bir korku yaratıyor. Çünkü bir kurs açamamak norm fazlası olmak demek bu da ya kurum değişikliği ya da ilde norm yoksa sözleşmenin feshedilmesi anlamına gelmektedir. Şunu söylemeliyim ki hepsini ben de yaşadım. Bir çok arkadaşıma göre şanslı bir ilçeye düşmüş olsam da ben de aynı endişeleri elbette ki taşıdım. Şimdi gelelim en büyük sorunlarımızdan birisi olan atölye yoksunluğunda ne yapıyoruz. Bu konuya değinirken şunu da belirtmek durumundayım. Eğer kurumda atölye yoksa kurum sizi atölye olan merkezde başka bir kurs merkezine yönlendirebilir. Eğer ki atölye yoksa siz kendi imkanlarınız ile ve tabi ki kurum müdürünün yönlendirmesi ile başka bir okulda sınıfı ya da müsait olan boş bir dükkanı atölye olarak kullanabilirsiniz. Dükkanın kirası halk eğitim tarafından karşılanır. İçerisine gerekli olan makine,masa vb teçhizat okul tarafından üzerinize zimmeti olarak sağlanır. Böyle bir durumda lütfen panik yapmayın. Atölye sorununuz kısa sürede çözülecektir. Çünkü sizi oraya bir ihtiyaç karşılığında atadılar. Kurumunuzdaki sizden deneyimli olan başka alan öğretmenleri, müdürünüz, ilçe memdeki yetkililer ve mahalle muhtarlarından yardım isteyebilirsiniz.
Gelelim ikinci ve bana göre en büyük sorunumuz olan öğrenci bulma sorunu. Malesef büyük şehirler dışında ilçelerde en büyük problem bu oluyor hele sizin alanınızla ilgili daha önce hiç kurs açılmamış bir yerse. Peki, ne yapacağız?
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki okul müdürü sizden alan taraması yapmanızı isteyebilir. Bu nedir? Evet ,kapı kapı dolaşıp elinizde liste öğrenci aramak oluyor. Peki yasal zorunluluğunuz var mı? Evet ,var. Size bu konuda iki kilit tavsiyem olacak. Müdürünüzden böyle bir durumda yanınıza bir usta öğretici vermesini isteyin. Çünkü usta öğreticiler hem o yörenin yerlisi hem de sizin kurumunuzun işleyişini sizden daha iyi bilen birisidir. Muhtemelen sizden çok uzun süre orda görev yapmıştır ve halk tarafından sevilen sayılan biridir. İletişiminiz her zaman yapıcı amacınız her zaman kişilere bir şey katmak olursa bu işin de üstesinden gelirsiniz. Müdürünüz usta öğreticiyi sizinle alan taraması yapması için görevlendirdi. Şimdi ne yapıyoruz. Sorun daha önce usta öğreticler ne yapmış. Eğer gerekli olan şey kapı kapı gezmek ise kurumunuza en yakın olan 20 kadar evi ve apartmanı dolaşın. Buradaki kişilere bir bilgisayar çıktısı verin. Alanınızda açmayı planladığınız kurs nedir. Kursa katılırsa kendisine ne katacak. O da yakınlarına göstersin ve haber versin.
İkinci ve bana asıl can alıcı nokta da şudur. Atölyenizin çevresindeki lise, ilkokul, ortaokul ve anaokullarının müdürleriyle kendi müdürünüzden izin aldıktan sonra görüşün ve izinleri dahilinde okulun en görünen bikaç yerine kağıt yapıştırın. Cami imamlarından rica edin namaz sonrasında camiden duyuru yapsın. Bu süreçleri izlerken kurumunuzda sürekli biçimde bulunmaya çalışın. Başka işler için gelen insanlara kendinizi tanıtın. Mesleğinizi,kursunuzu ve alanınızı .Kazanımlarını , bu kursa geldikten sonra neler yapabileceklerini güzelce açıklayın. En nihayetinde 12 kişi bulacaksınız ben buna eminim. Kendinize panik yapmadan yavaş yavaş bu adımları izleyin. Meslek öğretmenlerinin ders yükü 1200 saate tekabül eder iki dönem için. Kursu hemen açmalıyım paniğine lütfen girmeyin. Ekimin sonu kasımın başında da olsa bu saatler mutlaka yetisir. Ki yetişiyor. Zamana yayarak, kendinizi harap etmeden bu işin de üstesinden geleceksiniz. Yaşadım ordan biliyorum. 2. yılımda çok sükür çok büyük bir öğrenci sıkıntısı olmadan kursumu açtım. Alan taramasına bile gerek kalmadı siz düşünün:)
Diğer ve önemli bir noktayı da burada belirtmek isterim. Bizde açılan kursun devamlılığı için 8 öğrenci şarttır. Size tavsiyem ilk açtığınız kurs çok uzun olmasın. 1 aylık kısa bir programla başlayın ki o bir ayda size gelen öğrencileri de kursa başlatın. 1 ayı kurs kayıt süresi gibi düşünün. 2. programda kesin devam sağlayanların kaydını alın. Çünkü bir heves gelip sonra bırakanlar ve ya maddiyattan dolayı bırakanlar olunca sizin öğrenci sayınız düşüyor. Bugünlük 2 temel sorunu ele aldık. Bu yazıda hepsini yazarım sanmıştım ama kısa tutmaya çalışsam da olmadı. Devamı gelecek. Ders anlatım süreçleri, malzeme eksikliği gibi konulara da değineceğiz. Takipte kalın:)
Püsküllü belalardan uzak, mutlu günler dilerim.
İnstagram hesabımızdan yazmaya , tekniklerimize , modellerimize devam ediyoruz. Bizi taki edin anacım yoksa üzülürsünüz .
İnstagram adresimiz https://www.instagram.com/puskulunbelasi/
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder