16 Temmuz 2021 Cuma

Büyümek Ne Demek?

 Büyümek ne demek?

Hayatta büyümek adında bir eylem aslında yok. Eğitim psikologlarından Piaget'e göre sadece gelişmek var. Olgunlaşmak da öyle bizim kullandığımız anlamda bir kavram değil mesela. Bir şeyi yapmaya hazır olmak demek. Örneğin 26-27 aylık bir bebeğin hemen hemen tuvalet
alışkanlığına hazır olması gibi düşünün. Bedenin o işi yapmaya hazır olması. Ama nasıl oldu da büyüme ve olgunlaşmak diye iki kavram hayatımıza hiç olmadığı anlamlarla girdi ben anlamadım. Halk arasındaki tanımla yaş almak, bedenen ve zihnen gelişmek gibi bir anlamı var. Ben 18 yaşımdan beri aynı boyda, daha da zayıf olarak hayatıma devam ediyorum. Şimdi zihnen kısmına geçelim. 

 Acaba beynimizdeki şema oluşumları, örgütlenmeler küçükken daha mı çok oluyordu bir düşünsenize. Çevrenizde o kadar çok yabancı kavram var  ve siz 4 yaşındasınız. Ne ilginç bir dünya. Beyniniz aslında daha çok gelişiyor. Yani yaş aldıkça zihnin de gelişme hızı düşüyor. Elbette kapasite olarak geriye gitmeden söz etmiyorum. 

 Yani sözüm ona artık büyüme kavramına ben  inanmıyorum. Yaşın büyüdü onu öyle yap, bunu böyle yap, niye? 

Hapsolduğumuz evren yeterince yorucu değil mi? Hep bir çerçeve içinde yaşamak zorunda mıyız? Yaşadığımız bu çerçevede hep aynı fotoğraf olmak zorunda mı? Mesela ben artık gitmek istiyorum. Yarın egeye düşüyor yolum. Sonra başka yere, artk hep gitmek istiyorum. Yerleşmek ruhumu yordu. Bağlanmak fazlaca yıprattı beni. Bir kişiye, bir yere, bir eve hatta bir çiçeğe. Tatilden önceki hafta çiçeklerimden nasıl ayrılacağım diye ağladığımı hatırlıyorum. Çok ironik bir durum değil mi? Halbuki yerleşik hayatın en önemli ispatı onlar değil mi? Onlar evimden gidince evim bitti. Ev sahibiyle de kavga edince üstüne yaşadığım şehrin üstünü çizdim. 1 ay sonra belki başka bir şehirde yeni bir evde oturuyor olurum. Kim bilir? 


 Bağlanmak zor. Bağlı kalmak zor. Sadece bir yüreğe bağlı kalıp ateş böceği gibi etrafında dönmek zor. Geçerken günlerin amacın ne diye düşünmek daha zor. 

 Ama bir şey keşfettim. 15-16 yaşımda ne güzel şarkılar dinliyormuşum ben. Ne güzel alternatif rock grupları varmış Türkiye'de . Şu an en çok dinlediğim ise 110-Çünkü...

Çünkü seni sevmeye görmeye gücüm yok benim, 

Basit bir cümleden ibaretim.

Seni unutmaya çok istekliydim, beceremedim...

Uzar gider bu sözler böyle. 

Büyümek demiştim. Büyümüyorum artık. Çok mantıklı gelmedi salak salak yaş alıp bilge bilge konuşmak. Mesela bana hakaretler savuran ev sahibine telefonda büyük insan olunca efendi efendi konuşmak zorunda kalıyorsun. Bir de içinde kalıyor söylemek istediklerin 2 gün sinirden çatlıyorsun. Neyse söylemedim ama elimden çekeceği var. Karaktersiz. Yalnız kadın olmak zor. Korunmaya muhtaç olmak üzücü. Bu ataerkil düzenden de sıkıldım mesela. 

 Neyse hepinize püsküllü belalardan uzak günler dilerim.

Bonus olarak bu gecenin şarkısı size, Malt, Deprem.