Zor zamanlar azizim…
Evlerde kendimizle kalmak en büyük korkumuzmuş aslında. Geçmişin bütün o derin hatıralarının hala sol yanımızda yaşadığını bilmek çok üzdü hepimizi. Biten arkadaşlıklarımız, yitip giden anılarımız hiç tanımadığımız birinin düğününde kalmış yüzlerce fotoğraf gibi. O gün çok eğleniyorsun ama sonra fotoğrafın asıl sahipleri seni tanımayınca garip bir gülümseme oluyor.
Atamıyorsun çünkü çok güzel çıkmışsın ya da güzel çıkan çok yakınlar var. İşte böyle bir hayat…
Hatıralarımızın doldurduğu binlerce güzel sayfalık kitaplar gibi duruyoruz kütüphanede. Çıkartıp bakmaya çalışırken anlıyoruz ki aslında baş karakterin adını unutmuşuz. Ama okurken o sizi içine çeken güzel duygu var ya işte o çok mutlu ediyor insanı. Büyümek böyle bir şey mi?
Dünü biraz fazla düşünüp yarın için çokça endişelenmek mi?
Mesela aslında psikologların, astrologların ve bilimum kişisel gelişimcilerin dediği içinizdeki çocuğa dönün , anı yaşayın, akışta kalın cümleleri bu yüzden mi? Hani o küçükken asla eve girmek istemeyen, elinde kuru ekmek komşu teyzeden istenen bir bardak su … 5 çocuğuz mesela şimdi aynı bardakla içme mevzusu karı koca arasında bile tiksinti verirken biz 5 belki daha çok belki daha az çocuk o suyu aynı bardaktan içerdik. Kimsenin virüsü filan yoktu ki...
Anda kalamıyoruz ki!
Herkes bir şeyleri bekliyor çünkü. Liseyi düşünün, ilk aşkınızı. Kapılarda beklediğiniz, o kantine gidiyor diye harçlığı iki günde ezdiğiniz. Yemek yemek yerine bilimum yediğiniz o sağlıksız şeyler. Ben mesela lolipop yerdim. Bir ara şeker yüzünden hastalanacağım sanmış herkes ama hastalanmadım. Hastalansam da umrumda olur muydu, sanmıyorum. Şimdi o çocuğa dediniz ki okullar bitti, uzaktan eğitim. Düşünün ne kadar zor. Hele bir de lise sonda ise sevdiği ya da kendisi neler alındı elinden? Bu üç ay nasıl eziyet oldu , anlatamam. Anlatamayız. Anlamazlar. Zor zamanlardan geçiyoruz. Kimi uçakları, kimi otobüsleri kimi kara treni kimi konsoloslukların açılmasını kimi kapanmasını, bekliyor. Ben mi? Çok şey bekliyorum. Kelimelerimi bekliyorum önce, cümlelerimi bekliyorum bir kompozisyon oluşturmak istiyorum ama olmuyor. Gözlerim doluyor zamansızca anlam veremiyorum.
Keşke … Daha çok yazsaydım diyorum. Daha çok resmedip daha çok keşfetseydim. Anda kalamıyorum ki işte. Psikologlar beni görseler çok kızarlar şimdi. Asıl mutluluklar henüz yaşamadığımız mı yoksa geçmişte olanlar mı?
En mutlu anımızın hangi an olduğunu yaşarken bilme şansımız var mı mesela?
Ben bilmiyorum…
Düşünsenize her anın aslında devam ettiği bir paralel evren olduğunu ve o evrende her şeyin tekrar ettiğini. Bu size de iyi gelmiyor mu? Biten her şeye karşı büyük bi direnç gösteriyorum. 3 ay önce dipboyamı bıraktım. Boyadan ayrılmak zor geldi. Şimdi de kendi saç rengimden ayrılmak. Zor zamanlardan geçiyoruz.
Sevdiğim kimse gitmesin istiyorum. Anılarımla, fotoğraflarımla, geçmişimle, ilk aşkımla ayrılmak istemiyorum. Geçmişe bugün bağlı kalmak , hatıralarımdaki o saçlarını yeni sarıya boyatmış kızıl saçlı kızı özliyorum.
Dün de mesela Amerika'ya gitmek için önce Avrupa'ya gitmem gerektiğini Shengen Vizesi olunca Amerika vizesinin daha kolay alındığını öğrendim. Seneye Balkan turu ve Fransa sonra belki Amerika'ya giderim diye bilet filan baktım. Mesela düşünsene Esra dedim. New York’tasın 7. caddesi var ya onların bi meşhur ya da 5 miydi?
Prada, Versace, Gucci, Valentino ve en bayıldığın bütün o markaların vitrinleri arasındasın. Seninde ayağında topuklun kolunda çantan filan… Starbucks olmalı elimde… İşte anda kalamıyorum ben. Kalmak istiyorum ama !
Düşünsenize bir gün öyle bir gündü ki son kez derse girdik, son kez o sigaranın dumanını içimize çektik, son kez o kadehi tokuşturduk son kez bir eli tuttuk ve son kez bir göze baktık...
Zor zamanlardan geçiyoruz.
Çok zor!
